almak
When used with the accusative case, "almak" generally means 'to take' or 'to get.' For example, "Kitabı alıyorum" means "I am taking the book."
When referring to purchasing, it means 'to buy,' similar to English 'to get' something from a store. For example, "Ekmek alacağım" means "I will buy bread."
It can also be used in more idiomatic expressions, like "ders almak" (to take a lesson) or "nefes almak" (to breathe/take a breath).
रोचक तथ्य
The root 'al-' is very old and has cognates in many other Turkic languages.
ज़रूरी व्याकरण
When expressing "to buy" in Turkish, you often use the verb "almak." For example, to say "I buy a book," you'd say "Kitap alıyorum."
Kitap alıyorum. (I am buying a book.)
The past tense of "almak" is formed by adding the appropriate past tense suffix. For example, "aldım" means "I took/bought."
Ekmek aldım. (I bought bread.)
To say "to take" an object, you use "almak" with the object in the accusative case. For example, "Bardağı al." (Take the glass.)
Bardağı al. (Take the glass.)
When asking someone to buy something for you, you can use the imperative form: "Al." (Buy/Take!).
Bana bir su al. (Buy me some water.)
To express "to get" or "to receive" something, "almak" is also used. For example, "Mektup aldım." (I received a letter.)
Mektup aldım. (I received a letter.)
सामान्य शब्द संयोजन
सामान्य वाक्यांश
Kitap almam gerekiyor.
I need to buy a book.
Bunu yanıma alabilir miyim?
Can I take this with me?
Otobüs bileti alalım.
Let's buy a bus ticket.
Nereden alabilirim?
Where can I buy/get it?
Biraz su alabilir miyim?
Can I have some water? (Can I take some water?)
Bu ceket çok güzel, onu alacağım.
This jacket is very nice, I will buy it.
Lütfen bunu masadan al.
Please take this from the table.
Yeni bir telefon almayı düşünüyorum.
I'm thinking of buying a new phone.
Kendine iyi bak (al).
Take care of yourself.
Bunu ne zaman aldın?
When did you buy/get this?
अक्सर इससे भ्रम होता है
Often used to form compound verbs, like 'teşekkür etmek' (to thank).
Means 'to come' (movement towards the speaker).
Used to negate adjectives or nouns, meaning 'not.'
आसानी से भ्रमित होने वाले
'Yapmak' means 'to do' or 'to make,' but learners often confuse it with 'etmek,' which also means 'to do' or 'to make.'
'Yapmak' is generally used for creating, producing, or performing actions. 'Etmek' is often used with nouns to form compound verbs (e.g., 'teşekkür etmek' - to thank) or for more abstract actions.
Ben yemek yapıyorum. (I am making food.) / O ödevini yapıyor. (He is doing his homework.)
'Gitmek' means 'to go,' but English speakers sometimes confuse it with 'gelmek' (to come) or 'varmak' (to arrive), especially when translating directly.
'Gitmek' implies movement *away* from the speaker. 'Gelmek' implies movement *towards* the speaker. 'Varmak' means to reach a destination.
Ben okula gidiyorum. (I am going to school.) / Yarın İstanbul'a gidecek misin? (Will you go to Istanbul tomorrow?)
'Yemek' can be both a verb ('to eat') and a noun ('food' or 'meal'). This can be confusing for English speakers who are used to separate words.
The context usually makes it clear whether 'yemek' is a verb or a noun. As a verb, it will be conjugated. As a noun, it will be used with articles, adjectives, or in noun phrases.
Ben yemek yiyorum. (I am eating food.) / Bu yemek çok lezzetli. (This food is very delicious.)
'Var' means 'there is/are' or 'to exist,' but it can be confusing when trying to express possession (having something), as it's used differently from English 'to have.'
To express possession, Turkish uses 'Benim bir kitabım var' (I have a book - literally 'My one book exists'). It doesn't use a direct equivalent of 'to have.'
Evde kedi var. (There is a cat in the house.) / Benim bir arabam var. (I have a car.)
'Yok' means 'there is/are not' or 'not existing.' It's often confused with 'değil' (not) when negating sentences.
'Yok' negates existence (there isn't, I don't have). 'Değil' negates adjectives or nouns (it is not X, I am not X).
Evde kedi yok. (There is no cat in the house.) / Benim hiç param yok. (I have no money.)
शब्द की उत्पत्ति
Old Turkic
मूल अर्थ: to take
Turkicसांस्कृतिक संदर्भ
When offering something to someone in Turkey, it's common to say 'buyurun' (meaning 'here you are' or 'please take'), which is related to the verb 'almak'. It's also a fundamental verb used in many idiomatic expressions.
अक्सर पूछे जाने वाले सवाल
10 सवालThe most common way to say 'to take' in Turkish is almak. It's a very versatile verb.
Yes, absolutely! Almak frequently means 'to buy' in Turkish, especially in everyday conversations. For example, 'Ekmek almak istiyorum' means 'I want to buy bread.'
You can use almak like this: 'Kalemimi alıyorum' (I am taking my pen) or 'Yeni bir araba aldım' (I bought a new car). Remember, Turkish verb endings change based on the subject and tense.
While almak can mean 'to buy,' satın almak specifically means 'to purchase.' They are often interchangeable, but 'satın almak' emphasizes the act of purchasing. Think of 'almak' as the more general term.
Yes, almak can have several other meanings depending on the context. For instance, it can mean 'to receive' (Hediye aldım - I received a gift) or 'to get' (Bilet aldım - I got a ticket).
The conjugation of almak follows regular Turkish verb patterns. For example, in the present continuous tense: 'alıyordum' (I was taking/buying), 'alıyorsun' (you are taking/buying). Learning the basic tenses for 'almak' will be very helpful.
Yes, almak is an extremely common verb in Turkish. You'll hear and use it all the time in various situations, from daily errands to more complex discussions.
No, when referring to taking a photo, you would typically use 'fotoğraf çekmek' (to take a photo), not almak. Turkish uses different verbs for specific actions like that.
A great simple phrase is: 'Su alabilir miyim?' (Can I get/buy water?). This is very useful in cafes or shops. Here, almak implies either 'getting' or 'buying' depending on the context.
The verb form of almak itself doesn't change based on the object, but the object itself might have different cases. For example, if the object is definite, it will take the accusative case. 'Kitabı alıyorum' (I am taking the book).
खुद को परखो 66 सवाल
Ben her gün bir elma ___.
'Almak' means 'to take' or 'to buy'. In this sentence, it means 'I take an apple every day.'
Kitabı kütüphaneden ___.
'Alıyorum' (I am taking/buying) fits here to mean 'I am taking the book from the library.'
Marketten ekmek ___.
To say 'I am buying bread from the market,' you use 'alıyorum'.
O, yeni bir araba ___ istiyor.
'Almak' (to buy) is the correct verb here to express 'He wants to buy a new car.'
Bana bir su ___ mısın?
'Alır mısın?' is a polite way to ask 'Will you get/take me some water?'
Pazardan taze sebze ___.
'Alıyorum' means 'I am buying'. So, 'I am buying fresh vegetables from the market.'
This sentence means 'I want to buy a book.' The typical Turkish sentence structure is Subject-Object-Verb.
This sentence means 'You must buy a ticket to get on the bus.' The infinitive 'binmek' (to get on) is followed by 'için' (for/in order to) which then leads to the action 'bilet almalısın' (you must buy a ticket).
This sentence means 'Could you please take this from the table?' 'Lütfen' (please) is at the beginning, followed by the object 'bunu' (this), then the location 'masadan' (from the table), and finally the verb 'alır mısın?' (will you take?).
Hayatınızda önemli bir karar almak zorunda kalsaydınız, bu ne olurdu ve neden?
Well written! Good try! Check the sample answer below.
Sample answer
Hayatımda önemli bir karar almak zorunda kalsaydım, kariyerimle ilgili bir karar olurdu. Belki başka bir ülkede yaşamak ya da tamamen farklı bir alana yönelmek gibi bir şey. Çünkü bu tür kararlar geleceğimi büyük ölçüde etkiler ve üzerinde iyi düşünmem gerekir.
En son ne zaman birine bir hediye aldınız? Ne aldınız ve neden o hediyeyi seçtiniz? Hediyeyi alan kişi nasıl tepki verdi?
Well written! Good try! Check the sample answer below.
Sample answer
En son geçen hafta anneme bir hediye aldım. Ona uzun zamandır istediği bir kitabı aldım çünkü okumayı çok seviyor ve o yazarın tüm kitaplarını topluyor. Hediyeyi açtığında çok mutlu oldu ve hemen okumaya başladı. Yüzündeki gülümseme her şeye değdi.
Bir mağazadan bir ürün satın alırken nelere dikkat edersiniz? Fiyat, kalite, marka veya başka bir şey mi sizin için daha önemli?
Well written! Good try! Check the sample answer below.
Sample answer
Bir mağazadan ürün satın alırken ilk olarak kalitesine dikkat ederim. Uzun süre kullanabileceğim bir ürün olmasını isterim. Fiyat da elbette önemli ama sadece fiyata bakarak karar vermem. Bazen biraz daha pahalı olup daha kaliteli olanı almayı tercih ederim. Marka ise benim için o kadar önemli değil, daha çok ürünün kendisiyle ilgilenirim.
Ayşe neden tereddüt etti?
Read this passage:
Ayşe, dün yeni bir elbise almak için alışverişe çıktı. Mağazaları gezerken, vitrinde çok beğendiği kırmızı bir elbise gördü. Elbiseyi denedi ve tam bedenine göre olduğunu fark etti. Fiyatını sorduğunda biraz tereddüt etti ama sonunda elbiseyi almaya karar verdi. Yeni elbisesiyle kendini çok mutlu hissetti.
Ayşe neden tereddüt etti?
Paragrafta 'Fiyatını sorduğunda biraz tereddüt etti' ifadesi geçmektedir, bu da fiyatın yüksek olmasından kaynaklandığını gösterir.
Paragrafta 'Fiyatını sorduğunda biraz tereddüt etti' ifadesi geçmektedir, bu da fiyatın yüksek olmasından kaynaklandığını gösterir.
Can neden şaşırdı?
Read this passage:
Can, her sabah işe gitmeden önce kahve almak için bir kafeye uğrar. Genellikle sade kahve alır ama bazen özel kahvelerden de dener. O gün kafeye vardığında her zamanki baristanın orada olmadığını fark etti. Yeni barista ona gülümsedi ve 'Her zamankinden mi?' diye sordu. Can şaşırdı ama gülümsedi ve evet dedi.
Can neden şaşırdı?
Can'ın her zamanki baristasının olmaması ve yeni baristanın onu tanıyıp 'Her zamankinden mi?' diye sorması Can'ı şaşırtmıştır.
Can'ın her zamanki baristasının olmaması ve yeni baristanın onu tanıyıp 'Her zamankinden mi?' diye sorması Can'ı şaşırtmıştır.
Öğretmen, düşük not alan öğrencilere ne tavsiye etti?
Read this passage:
Öğrenciler, sınav sonuçlarını almak için heyecanla bekliyorlardı. Öğretmenleri içeri girdiğinde herkes sessizleşti. Sonuçları dağıtmaya başladı. Bazı öğrenciler çok iyi notlar alırken, bazıları daha düşük notlar aldı. İyi not alanlar sevinçle birbirlerine bakarken, düşük not alanlar biraz üzüldü. Ancak öğretmenleri onlara 'Pes etmeyin, bir dahaki sefere daha iyi olacaksınız' dedi.
Öğretmen, düşük not alan öğrencilere ne tavsiye etti?
Öğretmen, öğrencilere 'Pes etmeyin, bir dahaki sefere daha iyi olacaksınız' diyerek moral vermiştir.
Öğretmen, öğrencilere 'Pes etmeyin, bir dahaki sefere daha iyi olacaksınız' diyerek moral vermiştir.
This sentence means 'I want to buy her a birthday present.' The order follows a common Turkish sentence structure: indirect object, descriptive noun phrase, direct object, infinitive verb, and then the auxiliary verb.
This sentence means 'He/She took this book from the library.' The order is demonstrative adjective, direct object, ablative case (from the library), and then the verb.
This sentence means 'They are planning to buy a new house next year.' The structure is time expression, adjective, indefinite article, direct object, infinitive verb (gerund form), and then the main verb.
Kitabı kütüphaneden geri ___ unuttum.
Here, 'almaya' (to take/get) fits best in the context of forgetting to return something to the library, implying an action that was supposed to happen.
Yeni bir araba ___ için yeterince para biriktiriyorum.
'Almak' (to buy) is used here as the infinitive form, indicating the purpose of saving money.
Lütfen şu masadaki kalemleri bana ___.
'Alın' is the polite imperative form of 'almak' (to take/get), used when asking someone to do something.
Biletleri önceden ___ iyi olur, çünkü çok kalabalık olabilir.
'Almak' (to buy) is used here in a construction that means 'it would be good to buy beforehand'.
Yanına şemsiye ___ unutma, hava yağmurlu olacak.
'Almayı' (to take) is the accusative form of the infinitive, used here after 'unutma' (don't forget) to refer to the action of taking.
Eve giderken marketten ekmek ___ unuttum.
Similar to the previous example, 'almayı' (to buy) is used as the object of 'unuttum' (I forgot) to indicate the forgotten action.
Which sentence correctly uses 'almak' to mean 'to buy'?
'Aldım' here means 'I bought' a new book. The other options use 'almak' with the meaning 'to take'.
Which of the following sentences uses 'almak' with the meaning of 'to receive'?
In this context, 'aldım' means 'I received' a gift. The other options use 'almak' to mean 'to take'.
Which sentence correctly implies 'to rent' using 'almak'?
While 'almak' can mean 'to buy', in Turkish, 'araba kiralamak' (to rent a car) is more common. However, 'bir araba alacağız' can sometimes imply renting, especially in informal contexts or if context makes it clear. For buying, it would usually be 'bir araba satın alacağız'. Let's re-evaluate. The question asks to imply 'to rent' using 'almak'. The most direct way to say 'to rent a car' is 'araba kiralamak'. However, 'almak' can also be used in the sense of 'getting' something for a period, which can extend to renting, though less commonly than 'kiralamak'. Let's choose the option that is most likely to be confused with 'renting' if 'almak' were to be used this way, or if we were to interpret it loosely. Option 1 'bir araba kiralayacağız' is explicitly 'to rent'. Option 3 'yeni bir ev alacağız' means 'we will buy a new house'. Option 2 'Sinemaya bilet aldım' means 'I bought a ticket'. Option 4 'Otelden anahtarı aldım' means 'I took the key from the hotel'. Since the goal is to use 'almak' to imply 'to rent', none of the options are perfect. Let's reconsider the question to ensure it fits the 'almak' definition of 'to take' or 'to buy'. If we are looking for a nuance where 'almak' can mean 'to acquire for temporary use', it's less direct. Let's rephrase the options to better fit the established meanings of 'almak'.
The sentence 'Her sabah otobüse bilet alıyorum.' means 'Every morning I take the bus ticket.'
While 'almak' means 'to take' or 'to buy', 'bilet almak' means 'to buy a ticket'. So, 'Her sabah otobüse bilet alıyorum' means 'Every morning I buy a bus ticket'.
If someone says 'Bana bir fincan kahve alır mısın?', they are asking you to buy them a cup of coffee.
In this context, 'alır mısın' (literally 'will you take/buy?') is commonly used to mean 'will you get/buy me' a cup of coffee.
The phrase 'ders almak' means 'to give a lesson'.
'Ders almak' means 'to take a lesson', not 'to give a lesson'. 'Ders vermek' means 'to give a lesson'.
The speaker forgot to take something. What did they forget?
What is the speaker saving money for?
What is the problem with buying the pants?
Read this aloud:
Marketten ekmek alabilir misin?
Focus: alabilir misin
तुमने कहा:
Speech recognition is not supported in your browser. Try Chrome or Edge.
Read this aloud:
Bu elbiseyi indirimden aldım.
Focus: indirimden aldım
तुमने कहा:
Speech recognition is not supported in your browser. Try Chrome or Edge.
Read this aloud:
Ne almak istersiniz?
Focus: Ne almak istersiniz
तुमने कहा:
Speech recognition is not supported in your browser. Try Chrome or Edge.
The correct order is 'new a car to buy wants'.
The correct order is 'from him the book to take I forgot'.
The correct order is 'this shirt which store from did you buy'.
Gelecek planlarınızdan bahsedin ve bu planları gerçekleştirmek için hangi adımları atmayı düşündüğünüzü açıklayın. Hedeflerinize ulaşmak için ne gibi fedakarlıklar yapmanız gerekebilir?
Well written! Good try! Check the sample answer below.
Sample answer
Gelecekte kendimi daha çok geliştirmek ve yeni beceriler kazanmak istiyorum. Bu hedeflere ulaşmak için, boş zamanlarımda online kurslara katılmayı ve daha fazla kitap okumayı planlıyorum. Ayrıca, sosyal medyada geçirdiğim zamanı azaltarak daha verimli olmayı hedefliyorum. Biliyorum ki bu, zaman zaman bazı sosyal aktivitelerden feragat etmemi gerektirecek, ancak uzun vadede buna değeceğine inanıyorum. Kariyerimde de ilerlemek için, sektörümdeki gelişmeleri yakından takip edip yeni teknolojileri öğrenmeye özen göstereceğim. Bu süreçte karşıma çıkabilecek zorluklara karşı dirençli olmaya kararlıyım.
Son zamanlarda sizi etkileyen bir sanat eseri (kitap, film, tablo, müzik parçası vb.) hakkında bir paragraf yazın. Bu eserin sizde bıraktığı izlenimi, düşüncelerinizi ve duygularınızı detaylandırın.
Well written! Good try! Check the sample answer below.
Sample answer
Geçen hafta izlediğim 'Parasite' filmi beni derinden etkiledi. Filmin işlediği sosyal sınıf farklılıkları ve insan doğasının karmaşıklığı üzerine çok düşündüm. Yönetmen Bong Joon-ho'nun hikaye anlatımındaki ustalığı ve karakterlerin derinliği, filmin her sahnesini adeta bir başyapıt haline getirmiş. Özellikle filmin sonlarına doğru ortaya çıkan beklenmedik olaylar, izleyiciyi koltuğuna bağlıyor ve filmin mesajını daha da güçlendiriyor. Bu film, modern toplumun getirdiği eşitsizlikleri çarpıcı bir şekilde gözler önüne sererken, aynı zamanda izleyicide empati uyandırmayı başarıyor. Filmden sonra bile uzun süre etkisinden kurtulamadım ve hakkında çokça düşündüm.
Günümüz dünyasında iletişim teknolojilerinin rolünü ve bu teknolojilerin bireylerin sosyal ilişkileri üzerindeki etkilerini tartışın. Sizce bu etkiler olumlu mu, olumsuz mu, yoksa hem olumlu hem de olumsuz yönleri mi var?
Well written! Good try! Check the sample answer below.
Sample answer
Günümüz dünyasında iletişim teknolojileri, bireylerin sosyal ilişkilerini kökten değiştirmiştir. Bir yandan, sosyal medya platformları ve mesajlaşma uygulamaları sayesinde insanlar coğrafi sınırlamalara takılmadan sevdikleriyle sürekli bağlantıda kalabiliyor, yeni insanlarla tanışabiliyor ve farklı kültürleri keşfedebiliyor. Bu, özellikle uzak mesafedeki aile üyeleri ve arkadaşlar için büyük bir nimettir. Öte yandan, bu teknolojilerin aşırı kullanımı, yüz yüze iletişimin azalmasına ve bazı durumlarda yalnızlaşmaya yol açabilir. Sanal ortamda kurulan ilişkiler, gerçek hayattaki samimiyet ve derinlikten yoksun kalabilir. Ayrıca, siber zorbalık ve bilgi kirliliği gibi olumsuz etkiler de göz ardı edilemez. Dolayısıyla, iletişim teknolojilerinin hem olumlu hem de olumsuz yönleri bulunmaktadır ve bu araçları bilinçli bir şekilde kullanmak büyük önem taşımaktadır.
Metne göre, dijital okuryazarlık neden önemlidir?
Read this passage:
Bireylerin dijital okuryazarlık becerileri, günümüz bilgi çağında hayati bir öneme sahiptir. Bilgiye erişimin kolaylaşmasıyla birlikte, doğru ve güvenilir bilgiyi ayırt edebilme yeteneği, bireylerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmesine olanak tanır. Dijital okuryazarlık, sadece teknolojik araçları kullanabilmek değil, aynı zamanda bu araçlar aracılığıyla edinilen bilgiyi anlamak, değerlendirmek ve üretmek anlamına gelir. Bu beceriler, eğitimden iş hayatına, günlük yaşamdan sosyal ilişkilere kadar birçok alanda başarıyı doğrudan etkiler.
Metne göre, dijital okuryazarlık neden önemlidir?
Metinde 'doğru ve güvenilir bilgiyi ayırt edebilme yeteneği' dijital okuryazarlığın önemli bir parçası olarak vurgulanmaktadır.
Metinde 'doğru ve güvenilir bilgiyi ayırt edebilme yeteneği' dijital okuryazarlığın önemli bir parçası olarak vurgulanmaktadır.
Aşağıdakilerden hangisi iklim değişikliğinin sonuçlarından biri değildir?
Read this passage:
İklim değişikliği, küresel düzeyde acil müdahale gerektiren en büyük sorunlardan biridir. Bilim insanları, sera gazı emisyonlarının artışının gezegenimizin ortalama sıcaklığını yükselttiğini ve bunun sonucunda deniz seviyelerinin yükselmesi, aşırı hava olayları ve biyoçeşitlilik kaybı gibi ciddi sonuçlara yol açtığını belirtiyorlar. Bu durum, sadece çevresel bir tehdit olmaktan öte, ekonomik ve sosyal istikrarı da derinden etkilemektedir. Uluslararası işbirliği ve sürdürülebilir politikaların benimsenmesi, bu sorunun üstesinden gelmek için kritik öneme sahiptir.
Aşağıdakilerden hangisi iklim değişikliğinin sonuçlarından biri değildir?
Metinde uluslararası işbirliği, iklim değişikliğinin bir sonucu olarak değil, sorunun üstesinden gelmek için bir çözüm olarak belirtilmektedir.
Metinde uluslararası işbirliği, iklim değişikliğinin bir sonucu olarak değil, sorunun üstesinden gelmek için bir çözüm olarak belirtilmektedir.
Metne göre, sanatın toplumsal değişimdeki rolü hakkında hangi çıkarım yapılabilir?
Read this passage:
Sanatın toplumsal değişimdeki rolü, tarih boyunca tartışılan ve farklı dönemlerde farklı şekillerde yorumlanan bir konudur. Sanatçılar, eserleri aracılığıyla mevcut düzeni eleştirebilir, yeni fikirler ortaya atabilir ve toplumu düşünmeye sevk edebilirler. Bir resim, bir şarkı ya da bir tiyatro oyunu, bazen binlerce kelimenin anlatamayacağı mesajları iletebilir ve bireylerin duygu dünyasında derin izler bırakabilir. Bu nedenle sanat, sadece estetik bir zevk aracı olmanın ötesinde, toplumsal bilincin oluşmasında ve değişimin tetiklenmesinde güçlü bir araç olarak kabul edilmelidir.
Metne göre, sanatın toplumsal değişimdeki rolü hakkında hangi çıkarım yapılabilir?
Metinde 'sanat, sadece estetik bir zevk aracı olmanın ötesinde, toplumsal bilincin oluşmasında ve değişimin tetiklenmesinde güçlü bir araç olarak kabul edilmelidir' ifadesi bu çıkarımı desteklemektedir.
Metinde 'sanat, sadece estetik bir zevk aracı olmanın ötesinde, toplumsal bilincin oluşmasında ve değişimin tetiklenmesinde güçlü bir araç olarak kabul edilmelidir' ifadesi bu çıkarımı desteklemektedir.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “almak” kelimesi “bir şeyi mülkiyetine geçirmek” anlamında kullanılmıştır?
Bu cümlede 'aldık' kelimesi 'satın almak' yani mülkiyetine geçirmek anlamında kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde farklı anlamlarda kullanılmıştır: Bütün eşyalarını alıp evden ayrıldı. (yanına almak, götürmek); Bu haber beni çok etkiledi, içimi bir hüzün aldı. (kaplamak, etkisi altına almak); Çocuk, annesinin elini sıkıca aldı. (tutmak).
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde 'almak' fiili 'bir yeri işgal etmek' anlamında kullanılmıştır?
Bu cümlede 'ele geçirmek' ifadesi, 'almak' fiilinin 'bir yeri işgal etmek' anlamındaki kullanımına örnektir. Diğer seçenekler farklı anlamlara sahiptir: Misafirleri içeriye almak için kapıyı açtı. (içeri buyur etmek); Bardağı masadan alıp yerine koydu. (kaldırmak); Hastalık tüm vücudunu hızla aldı. (yayılmak, kaplamak).
Aşağıdaki atasözlerinden hangisinde 'almak' kelimesi 'bir şeyin bedelini ödemek' anlamında kullanılmıştır?
Bu atasözünde 'cezasını almak' ifadesi, 'yaptığı bir şeyin bedelini ödemek' anlamında kullanılmıştır. Diğer atasözleri farklı anlamlara sahiptir: Aç kalmaktansa borç almak iyidir. (ödünç almak); Ağaç yaşken eğilir, insan küçükken ders alır. (öğrenmek); Canını dişine almak. (çok çabalamak, zorluğa göğüs germek).
“Bu kıyafetleri annemden aldım.” cümlesindeki 'aldım' kelimesi 'ödünç almak' anlamına gelir.
Bu cümlede 'aldım' kelimesi 'sahip olmak' veya 'hediye olarak edinmek' anlamına gelir, 'ödünç almak' anlamına gelmez. 'Ödünç almak' için 'ödünç aldım' denilmesi gerekirdi.
“Uykusuzluktan gözlerim çökmüş, rengim solmuştu; her yanımı yorgunluk almıştı.” cümlesindeki 'almıştı' kelimesi 'ele geçirmek, kaplamak' anlamında kullanılmıştır.
Bu cümlede 'yorgunluk almıştı' ifadesi, yorgunluğun her yanı kapladığını, etkisi altına aldığını belirtir. Bu da 'ele geçirmek, kaplamak' anlamıyla uyuşmaktadır.
“Ona bir mektup alıp geldim.” cümlesindeki 'alıp' kelimesi 'yazmak' anlamına gelir.
Bu cümlede 'alıp' kelimesi 'elde edip, temin edip' anlamına gelir. 'Yazmak' anlamında kullanılmamıştır. 'Yazıp geldim' denilseydi 'yazmak' anlamına gelirdi.
This sentence describes a complex problem that is solvable upon deeper examination. The word order ensures the correct flow of information, starting with the description of the problem and then moving to its solvability.
This sentence emphasizes the indispensability of international cooperation for achieving sustainable development goals. The ordering correctly places the purpose before the necessary action.
This sentence discusses the potential of artistic expression to question societal norms and offer new perspectives. The words are ordered to logically present the subject, its actions, and its potential.
/ 66 correct
Perfect score!
संबंधित सामग्री
संबंधित मुहावरे
daily_life के और शब्द
acaba
A2I wonder, used to express curiosity or doubt
acıkmak
A2to become hungry
ad
A1name
adeta
B1almost, as if, practically
adres
A1Address
aksilik
B1mishap, setback, or bad luck
akış
B1Flow, stream, or course of events
akşam
A1evening
akşamüstü
B1Late afternoon or early evening
alt
A1bottom or under