Use 'fazla' when you want to express that something is more than necessary or exceeds a limit.
30초 단어
- Means 'too much', 'excessive', or 'extra' in various contexts.
- Used as an adverb before verbs or adjective before nouns.
- Often implies exceeding a limit or a normal amount.
Genel Bakış
'Fazla' kelimesi Türkçede hem miktar hem de yoğunluk belirtmek amacıyla kullanılan temel bir sözcüktür. Köken olarak Arapça 'faḍla' kelimesinden gelmektedir ve 'artık, kalan, aşırı' gibi anlamları karşılar. A1 seviyesinde bir öğrenci için bu kelime, günlük ihtiyaçları, şikayetleri veya tercihleri belirtmek için vazgeçilmezdir. Hem bir fiilin miktarını niteleyen bir zarf hem de bir ismin miktarını belirten bir sıfat olarak işlev görebilir.
Kullanım Kalıpları
'Fazla' genellikle fiillerden hemen önce gelerek eylemin miktarını belirtir (Örn: 'Fazla bekledim'). Ayrıca isimlerin önüne gelerek o ismin sayısının veya miktarının gereğinden çok olduğunu gösterir (Örn: 'Fazla şeker'). 'Daha fazla' yapısı ise karşılaştırma yaparken 'more' anlamında kullanılır. Olumsuz cümlelerde ise 'not much' veya 'not anymore' anlamlarına gelebilir.
Yaygın Bağlamlar: Günlük hayatta alışverişte (Örn
'Bu fiyat çok fazla'), yemek yerken (Örn: 'Fazla tuzlu'), veya zaman yönetiminde (Örn: 'Fazla vaktim yok') sıkça kullanılır. Sosyal ilişkilerde bir şeyi kibarca reddederken veya bir durumu abartılı bulduğumuzda bu kelimeye başvururuz.
Benzer Kelimelerle Karşılaştırma
'Fazla' ile 'Çok' kelimeleri sıkça karıştırılır. 'Çok' (Very/Many) genellikle sadece yüksek bir miktarı ifade ederken, 'Fazla' (Too much/Extra) genellikle bir sınırın aşıldığını veya bir fazlalık olduğunu ima eder. Örneğin, 'Çok yemek yedim' dediğinizde sadece miktar belirtirsiniz, ancak 'Fazla yemek yedim' dediğinizde muhtemelen karnınızın rahatsız olduğunu veya sınırı aştığınızı ima edersiniz. 'Aşırı' kelimesi ise 'fazla' kelimesinin daha şiddetli ve genellikle olumsuz bir halidir.
예시
Bu ayakkabı bana biraz fazla büyük geldi.
everydayThese shoes are a bit too big for me.
Lütfen bu konu hakkında fazla detay vermeyin.
formalPlease do not give too many details about this subject.
Dün akşam fazla kaçırmışız, başım ağrıyor.
informalWe overdid it last night, my head hurts.
Deney sırasında fazla miktarda ısı uygulanmamalıdır.
academicExcessive heat should not be applied during the experiment.
자주 쓰는 조합
자주 쓰는 구문
fazla söze gerek yok
no need for more words / it's obvious
haddinden fazla
more than enough / excessively
자주 혼동되는 단어
'Çok' means 'a lot' or 'very', while 'fazla' usually means 'too much' or 'more than needed'.
'Aşırı' means 'extreme' or 'excessive' and is stronger and more formal than 'fazla'.
문법 패턴
How to Use It
사용 참고사항
The word 'fazla' is neutral in register and can be used in almost any context. In spoken Turkish, it is often used interchangeably with 'çok' when emphasizing quantity. However, in written Turkish, its distinction as 'excessive' is more preserved.
자주 하는 실수
English speakers often use 'çok' when they should use 'fazla' to express 'too'. For example, saying 'Bu çok sıcak' (This is very hot) instead of 'Bu fazla sıcak' (This is too hot) when they cannot drink the tea.
Tips
Using with verbs for intensity
Place 'fazla' directly before the verb to indicate that the action was done excessively.
Avoid confusing with 'Aşırı'
'Aşırı' is much stronger than 'fazla' and almost always carries a negative or extreme connotation.
Hospitality and 'Fazla'
In Turkish culture, hosts might say 'Fazla yemedin' (You didn't eat much) to encourage guests to eat more, even if they ate a lot.
어원
Derived from Arabic 'faḍla' (residue, surplus, excellence). It entered Turkish during the Ottoman period.
문화적 맥락
In Turkish hospitality, guests often use 'fazla' to politely decline more food, saying 'Fazla geldi' (It was too much/I'm full).
암기 팁
Think of 'Fazla' as 'Full + Extra'. If a glass is full and you add extra, it becomes 'fazla'.
자주 묻는 질문
4 질문'Çok' genel bir miktar belirtirken (a lot), 'fazla' genellikle bir sınırın aşılmasını veya gereğinden fazlasını (too much) ifade eder.
Hayır, 'biraz fazla param var' gibi cümlelerde sadece 'ekstra' anlamında kullanılabilir, ancak genellikle bir aşırılık iması taşır.
Bu kalıp 'daha çok' veya 'artık' (olumsuz cümlelerde) anlamlarına gelen bir karşılaştırma yapısıdır.
Evet, örneğin 'fazla bilet' tamlamasında ismin miktarını belirten bir sıfat görevindedir.
셀프 테스트
Bu çorba ___ tuzlu olmuş, içemiyorum.
Cümlenin devamındaki 'içemiyorum' ifadesi, tuzun gereğinden fazla olduğunu gösterir.
Aşağıdaki cümleleri inceleyin:
Bu cümlede 'fazla', ihtiyaç duyulandan artan bilet anlamındadır.
[gece, fazla, dün, uyudum]
Zaman zarfı (Dün gece) + miktar zarfı (fazla) + fiil (uyudum) sıralaması en doğal olanıdır.
점수: /3
Summary
Use 'fazla' when you want to express that something is more than necessary or exceeds a limit.
- Means 'too much', 'excessive', or 'extra' in various contexts.
- Used as an adverb before verbs or adjective before nouns.
- Often implies exceeding a limit or a normal amount.
Using with verbs for intensity
Place 'fazla' directly before the verb to indicate that the action was done excessively.
Avoid confusing with 'Aşırı'
'Aşırı' is much stronger than 'fazla' and almost always carries a negative or extreme connotation.
Hospitality and 'Fazla'
In Turkish culture, hosts might say 'Fazla yemedin' (You didn't eat much) to encourage guests to eat more, even if they ate a lot.
예시
4 / 4Bu ayakkabı bana biraz fazla büyük geldi.
These shoes are a bit too big for me.
Lütfen bu konu hakkında fazla detay vermeyin.
Please do not give too many details about this subject.
Dün akşam fazla kaçırmışız, başım ağrıyor.
We overdid it last night, my head hurts.
Deney sırasında fazla miktarda ısı uygulanmamalıdır.
Excessive heat should not be applied during the experiment.
Related Content
general 관련 단어
aksine
B1on the contrary, conversely
aktarmak
B1to transfer, to convey
aktif
B1active
akıbet
C1The end, result, or outcome of a situation
akıl
A2mind, intellect, wisdom
algılamak
B2To perceive, sense, or comprehend something
alternatif
B1An option or choice other than the present
alçak
B1low, base, mean
ana
B1main, primary, chief
aniden
B1suddenly, abruptly