The verb 'kalmak' covers staying in a place, remaining in a state, and failing or being left over.
واژه در 30 ثانیه
- To stay in a physical location like a house or hotel.
- To remain in a specific state or condition over time.
- To fail a class or be left behind in a process.
Genel Bakış
'Kalmak' fiili, Türkçenin en temel ve çok anlamlı eylemlerinden biridir. Temel anlamı fiziksel olarak bir mekanda bulunmaya devam etmektir. Ancak soyut anlamda bir duygu durumunun içinde bulunmayı veya bir sürecin sonucunda bir yerde 'takılı' kalmayı da ifade eder. 2) Kullanım Kalıpları: Fiziksel bir yerde kalırken genellikle bulunma durumu eki (-de/-da) kullanılır: 'Evde kalmak', 'Otelde kalmak'. Bir yöne doğru yönelip orada çakılı kalma durumunda yönelme eki (-e/-a) görülebilir: 'Sınıfta kalmak' (başarısız olmak anlamında). Ayrıca zarf-fiillerle birleşerek eylemin devamlılığını bildirir. 3) Yaygın Bağlamlar: Konaklama bağlamında (tatilde nerede kalındığı), eğitim bağlamında (sınıf tekrarı veya dersten geçememe), zaman bağlamında (geç kalmak) ve miktar bağlamında (geriye bir şeyin artması) sıkça karşımıza çıkar. 4) Benzer Kelimelerle Karşılaştırma: 'Kalmak' ile 'Durmak' sıkça karıştırılır. 'Durmak' genellikle hareketin kesilmesi veya ayakta beklemek (stop/stand) anlamındayken, 'Kalmak' bir süreci ve mevcudiyeti korumayı (stay/remain) vurgular. Örneğin, otobüs durakta 'durur', ama siz arkadaşınızda misafir olarak 'kalırsınız'. 'Beklemek' ise bir amaç uğruna zaman geçirmektir (wait). 'Kalmak' eyleminde ise aktif bir bekleyişten ziyade bir durumun sürekliliği söz konusudur. Ayrıca 'konaklamak' kelimesi 'kalmak' fiilinin daha resmi ve sadece barınma amaçlı kullanılan bir eş anlamlısıdır.
مثالها
Bu akşam evde kalıp film izleyeceğim.
everydayI will stay at home tonight and watch a movie.
Toplantı için Ankara'da üç gün kalacaklar.
formalThey will stay in Ankara for three days for the meeting.
Sınavdan yine mi kaldın?
informalDid you fail the exam again?
Deney sonucunda tüpte bir miktar sıvı kaldı.
academicA certain amount of liquid remained in the tube as a result of the experiment.
ترکیبهای رایج
عبارات رایج
Aç kalmak
To go hungry
Hayran kalmak
To be amazed / To admire
Geri kalmak
To fall behind
اغلب اشتباه گرفته میشود با
Durmak means to stop moving or to stand, while kalmak means to remain in a place or state.
Beklemek is the active process of waiting for something, whereas kalmak is just staying put.
الگوهای دستوری
How to Use It
نکات کاربردی
The verb is neutral and can be used in any register. In formal contexts, 'konaklamak' is often preferred for hotel stays, but 'kalmak' is perfectly acceptable. When used with '-e/-a' (dative case), it can imply being stuck or being forced to stay in a situation.
اشتباهات رایج
English speakers often use 'durmak' when they mean 'staying at a place' because 'durmak' can mean 'to stand/stay' in some contexts. Remember that if you are sleeping there or spending time, it is 'kalmak'. Also, 'sınıfta kalmak' is an idiom; don't translate 'failing a class' literally as 'başarısız olmak' in casual school talk.
Tips
Use for accommodation and visiting friends
When talking about staying at a hotel or a friend's house, always use 'kalmak' with the locative case (-de/-da).
Don't confuse with 'durmak' (stop)
Use 'durmak' for physical stopping of motion and 'kalmak' for staying or remaining in a place.
Staying for tea is expected
In Turkish culture, 'Biraz daha kal' (Stay a bit longer) is a common polite phrase used when guests try to leave.
ریشه کلمه
Derived from Old Turkic 'kal-', meaning to remain or be left behind. It is one of the oldest and most stable verbs in Turkic languages.
بافت فرهنگی
In Turkey, hospitality is vital. If you stay at someone's house, you are a 'misafir' (guest). The phrase 'Yatılı kalmak' refers to staying overnight, which is a common part of Turkish social life.
راهنمای حفظ
Think of the word 'Calm'. When you stay (kalmak) in one place and don't move, things remain calm.
سوالات متداول
4 سوالHayır, 'kalmak' aynı zamanda bir durumda devam etmek (sessiz kalmak) veya bir sınavda başarısız olmak (sınıfta kalmak) gibi anlamlara da gelir.
Burada bir zaman diliminin gerisinde kalmayı, yani planlanan zamana yetişememeyi ifade eder.
Bir bütünden bir parça harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan kısmı belirtmek için kullanılır.
Evet, 'bakakalmak', 'donakalmak' gibi birleşik fiillerde eylemin sürekliliğini veya şaşkınlık anındaki donup kalmayı belirtir.
خودت رو بسنج
Dün gece arkadaşım___ kaldım.
Bir kişide veya yerde kalırken bulunma durumu eki (-da) kullanılır.
Aşağıdakilerden hangisi eğitimle ilgilidir?
'Sınıfta kalmak' bir dersi veya yılı geçememek demektir.
otel / bu / kalacağız / gece / bir / de
Turkish sentence structure typically follows Subject-Time-Place-Verb.
امتیاز: /3
Summary
The verb 'kalmak' covers staying in a place, remaining in a state, and failing or being left over.
- To stay in a physical location like a house or hotel.
- To remain in a specific state or condition over time.
- To fail a class or be left behind in a process.
Use for accommodation and visiting friends
When talking about staying at a hotel or a friend's house, always use 'kalmak' with the locative case (-de/-da).
Don't confuse with 'durmak' (stop)
Use 'durmak' for physical stopping of motion and 'kalmak' for staying or remaining in a place.
Staying for tea is expected
In Turkish culture, 'Biraz daha kal' (Stay a bit longer) is a common polite phrase used when guests try to leave.
مثالها
4 از 4Bu akşam evde kalıp film izleyeceğim.
I will stay at home tonight and watch a movie.
Toplantı için Ankara'da üç gün kalacaklar.
They will stay in Ankara for three days for the meeting.
Sınavdan yine mi kaldın?
Did you fail the exam again?
Deney sonucunda tüpte bir miktar sıvı kaldı.
A certain amount of liquid remained in the tube as a result of the experiment.
Related Content
واژگان مرتبط
واژههای بیشتر general
aksine
B1on the contrary, conversely
aktarmak
B1to transfer, to convey
aktif
B1active
akıbet
C1The end, result, or outcome of a situation
akıl
A2mind, intellect, wisdom
algılamak
B2To perceive, sense, or comprehend something
alternatif
B1An option or choice other than the present
alçak
B1low, base, mean
ana
B1main, primary, chief
aniden
B1suddenly, abruptly